Futbol dünyasının en prestijli organizasyonu olan Dünya Kupası, 2026 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’nın ev sahipliğinde bambaşka bir çehreyle karşımıza çıkıyor. Tarihte ilk kez 48 takımın katılımıyla düzenlenecek olan bu dev turnuva, 104 heyecan dolu karşılaşmaya sahne olacak. Kura çekimlerinin ardından futbolseverlerin gözü özellikle C Grubu’na çevrilmiş durumda. Bu grupta beş dünya şampiyonluğu bulunan Brezilya, Afrika futbolunun yükselen değeri Fas, uzun bir aradan sonra dönen İskoçya ve Karayipler’in dirençli ekibi Haiti yer alıyor. Dört farklı kıtanın futbol kültürünü harmanlayan bu grup, turnuvanın en renkli ve çekişmeli mücadelelerine ev sahipliği yapmaya aday görünüyor.

C Grubu, sadece sportif rekabetiyle değil, aynı zamanda barındırdığı tarihsel tesadüflerle de dikkat çekiyor. Grubun üç önemli paydaşı olan Brezilya, Fas ve İskoçya, futbolun hafızasında yer eden 1998 Fransa Dünya Kupası’nda da aynı grupta mücadele etmişti. O dönemde İskoçya’nın dünya sahnesindeki son macerası, Fas’a karşı aldıkları 3-0’lık mağlubiyetle sona ermişti. Aradan geçen 28 yılın ardından bu takımların tekrar aynı kaderi paylaşması, futbolun ne kadar döngüsel bir oyun olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bahis piyasalarında Brezilya mutlak favori olarak gösterilse de Fas’ın son yıllardaki inanılmaz yükselişi, liderlik koltuğu için kıyasıya bir rekabetin yaşanacağını müjdeliyor.

Brezilya Milli Takımında Ancelotti Dönemi ve Beklentiler

Güney Amerika’nın futbol devi Brezilya, son yirmi yılı aşkın süredir hasret kaldığı altıncı dünya şampiyonluğu kupasını kaldırmak için 2026’yı en büyük fırsat olarak görüyor. 2002 yılındaki zaferin ardından katıldığı her turnuvada hüsran yaşayan Seleção, bu kez köklü bir değişimle sahaya çıkıyor. Takımın tarihindeki en radikal kararlardan biri, teknik direktörlük koltuğuna İtalyan stratejist Carlo Ancelotti’nin getirilmesi oldu. Ancelotti, Brezilya milli takımını çalıştıran ilk yabancı teknik adam unvanıyla tarihe geçerken, üzerinde taşıdığı beklenti yükü de bir o kadar ağır. Avrupa’nın dev kulüplerinde kazandığı sayısız kupa ve beş Şampiyonlar Ligi zaferiyle tanınan tecrübeli hoca, Brezilya’nın geleneksel hücum futbolunu Avrupa’nın taktiksel disipliniyle birleştirmeyi hedefliyor.

Saha içerisindeki liderlik görevi ise Real Madrid’in yıldızı Vinicius Junior’un omuzlarında olacak. Ballon d’Or listelerinde zirveyi zorlayan 25 yaşındaki kanat oyuncusu, hızı ve bitiriciliğiyle grubun en korkutucu figürü konumunda. Ancak Brezilya kampında sakatlık haberleri de can sıkıyor. Real Madrid’in bir diğer yeteneği Rodrygo’nun ağır sakatlığı nedeniyle kadroda yer alamayacak olması, Ancelotti’yi yeni arayışlara itiyor. Bu noktada Barcelona’da muazzam bir form grafiği yakalayan Raphinha ve Manchester United’ın tecrübeli ismi Casemiro, takımın omurgasını oluşturacak. Ayrıca genç yetenek Estevao ve fizik gücüyle dikkat çeken Matheus Cunha’nın performansları, Brezilya’nın gruptaki kaderini doğrudan etkileyecek.

Fas Milli Takımı ve Afrika’nın Yeni Vizyonu

2022 Katar Dünya Kupası’nda yarı finale çıkarak bir ilki başaran Fas, 2026’da bu başarının bir tesadüf olmadığını kanıtlamak istiyor. Atlas Aslanları, son yıllarda uyguladıkları sistemli çalışma ve altyapı yatırımlarının meyvelerini toplamaya devam ediyor. Elemelerde sergiledikleri kusursuz performans, sekiz maçta attıkları 22 gol ve kalelerinde gördükleri sadece iki gol, takımın ne kadar dengeli bir yapıda olduğunu gösteriyor. Nijer karşısında alınan 5-0’lık net galibiyet, Fas’ın sadece savunma değil, hücum anlamında da ne kadar tehlikeli bir takıma dönüştüğünün en somut göstergesiydi.

Takımın başında yaşanan teknik direktör değişikliği ise turnuva öncesi en çok konuşulan konulardan biri oldu. Walid Regragui’nin ardından göreve gelen Mohamed Ouahbi, genç takımlarla kazandığı başarıların ardından A milli takımı devraldı. Ouahbi’nin elindeki en büyük koz, dünyanın en iyi sağ beklerinden biri olarak kabul edilen Achraf Hakimi. Paris Saint-Germain formasıyla hem savunmada hem de skora katkı anlamında devleşen Hakimi, takımın hem kaptanı hem de en önemli hücum silahlarından biri. Orta sahada ise Real Madridli Brahim Diaz’ın yaratıcılığı, Fas’ın oyun akışını belirleyen temel unsur olacak. Nayef Aguerd liderliğindeki savunma hattı ve tecrübeli kaleci Yassine Bounou, grubun iddialı takımlarına karşı en büyük güvenceyi oluşturuyor.

İskoçya ve Haiti’nin Gruptaki Rolü

İskoçya için 2026 Dünya Kupası, adeta küllerinden doğuşun hikayesi niteliğinde. 1998’den bu yana büyük turnuvaların uzağında kalan “Tartan Ordusu”, Amerika topraklarına büyük bir taraftar desteği ve savaşçı ruhuyla geliyor. Fiziksel futbolu ve duran toplardaki etkinliğiyle tanınan İskoç ekibi, özellikle Brezilya ve Fas gibi teknik kapasitesi yüksek takımlara karşı dirençli bir savunma anlayışıyla sahada olacak. İskoç futbolcular için bu turnuva, hem ulusal bir gurur meselesi hem de 28 yıllık özlemin dindirilmesi anlamına geliyor. Grubun ilk maçlarında alacakları puanlar, onların turnuvadaki yolculuğunun uzunluğunu belirleyecek.

Haiti ise C Grubu’nun en kapalı kutusu ve sürpriz yapmaya en aç takımı olarak öne çıkıyor. Yarım asra yaklaşan bir aradan sonra dünya kupası vizesi alan Karayip temsilcisi, atletik oyuncu yapısı ve öngörülemez oyun tarzıyla rakipleri için ciddi bir tehdit oluşturabilir. Kağıt üzerinde grubun en zayıf halkası gibi görünseler de futbolun her türlü sonuca açık doğası, Haiti’nin puan ya da puanlar alabileceği gerçeğini masada tutuyor. Brezilya ve Fas gibi devlerin arasına giren Haiti, kaybedecek hiçbir şeyi olmamanın verdiği rahatlıkla sahaya çıkacak ve tarih yazmak için her dakikayı sonuna kadar zorlayacaktır.

Genel bir değerlendirme yapıldığında, 2026 Dünya Kupası C Grubu’nun sadece bir futbol müsabakası değil, aynı zamanda farklı coğrafyaların tutku dolu bir buluşması olacağını söyleyebiliriz. Brezilya’nın estetik oyunu, Fas’ın stratejik disiplini, İskoçya’nın geleneksel sertliği ve Haiti’nin azmi bu grubu izlemeye değer kılıyor. Futbolseverler için her maçın farklı bir hikaye barındırdığı, sürprizlere gebe ve taktiksel anlamda zengin bir süreç bizleri bekliyor. Bu dört takımın mücadelesi, turnuvanın ilerleyen aşamalarına hangi hikayelerin taşınacağını belirleyecek temel taşlardan biri olacak.